Your Ad Here

pastafarian

Belki de Tanrı bir astronot ve biz de onun oyuncaklarıyız, sadece..

<< January 2012 >>
Sun Mon Tue Wed Thu Fri Sat
01 02 03 04 05 06 07
08 09 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31


If you want to be updated on this weblog Enter your email here:



rss feed



Friday, September 23, 2011
vals

taşındık. 50 metre ilerde, soldaki köftecinin hemen yanında.

Posted at 10:34 am by AnneBonny
senden benden bizden.  

Tuesday, August 16, 2011
bakan kız.

tim burton'ın bakan kız'ı gibi hissediyorum kendimi. sadece bakıyorum. gözlerimin önünde bir perde.

I once knew a girl
who would just stand there and stare.
At anyone or anything,
she seemed not to care


She'd stare at the ground,


She'd stare at the sky.


She'd stare at you for hours,
and you'd never know why.


But after winning the local staring contest,


she finally gave her eyes
a well-deserved rest.


teşekkürler tim burton.

Posted at 03:35 pm by AnneBonny
bu da benden.  

Tuesday, August 02, 2011
ve

ve, dedi kadın
artık her cümle böyle başlar senin için, çünkü hayatını bağladığın birileri var.
ve, dedi adam,
senin için cümlenin en sonundadır,
ve'nin ardında biten bir şeyler var.
ve, dedi kadın
senin kurduğun cümlelerde ve'nin ardından gelen hiç ben olmadım.
ve, dedi adam
sen söylettin bana, başkaları sakinleştirdi beni.
beni sakinleştiren sen değildin.
ve, dedi kadın
ve, artık yeter.
tam da adamın dediği gibi.

Posted at 06:08 pm by AnneBonny
bu da benden.  

Monday, August 01, 2011
ben mor rengi hiç sevmem

Koşuşturmaca.

her yerde. her an. günün her saatinde.

mordu gözlerinin altı. torba torbaydı. elinde hiç eğişmeyen çantası, artık silmeye zahmet etmediği tozlu ayakkabıları. ilk aldığında ayakkabıları da mordu. artık griye çalan bir renkteydiler. her sabah üşenmeden şekil verdiği saçında da bir tutam mor vardı. ama moru akmıştı artık, çok da umursamıyordu.
mordu gözlerinin altı, bir zamanlar severek gittiği işinden nefret etmeye başladığından beri mordu. sahi, nasıl olmuştu da nefret etmişti işinden? ya da nefreti işine miydi?
her sabah kahve altığı kafenin garsonu, elinde bir bardak sıcak kahveyle kalakalmıştı o gün, kadın her sabah geçerken alırdı kahvesini, garson her sabah kadına kahvesini hazır ederdi, asla şaşmazdı.
ilk kez o sabah gözlerinin altının mor olduğunu farketmişti kadın, tam da kendisine "neden" diye sorarken. aldatılmamıştı. aldatılmış olmayı tercih ederdi. terk edilmemişti, terk edilmiş olmayı tercih ederdi. sadece kendisinden nefret etmeye başlamıştı. işini bu kadar çok sevmeseydi, farkedebilirdi, görememişti. 5 yıllık sevgilisinin gözlerinin altındaki morlukları hiç görememişti. kollarındaki minik izlerin üzerinde hiç durmamıştı. vitamin eksikliğinden sanmıştı hep.
o gün toplantı iptal edilmeseydi, eve erken gelmeseydi hiç mi göremeyecekti?
gördüğünde hiç bilmezdi sevgilisinin her öğlen iş aralarında eve gelip bir kaşıkla mumda soda içinde eroin erittiğini. hoş, bilseydi.. ne olacaktı? sevgilisinin bir uyuşturucu bağımlısı olduğunu bilseydi ne olacaktı? nerede başlamıştı kullanmaya? ne zamandır kullanıyordu?

yapabildiği tek şey evde onu elinde kaşığıyla bırakıp çıkmak oldu.

kafenin önünden geçti, garson onu gördü. önlüğünü tezgaha atıp kadının arkasından koştu. altları mor gözlerine baktı. dün, dedi mor değildi gözlerinin altı, ne oldu sana?

evet dedi kadın içinden, eğer ben de sevgilimin gözlerinin altının mor olduğunu farkedebilseydim..

sarıldı garsona, garson da ona sarıldı.

bana bu sabah içemediğim kahvemi yapar mısın, dedi kadın. garson, kadını mor gözaltı torbalarından öptü, elinden tuttu, yavaş yavaş evine giden bayırı tırmanmaya başladı.

o gün bir adam aşırı dozdan öldü, gözlerinin altı ve kolları mordu.

o gün bir kadın, bir kez öldü, bir kez dirildi. ölürken ayağındaki mor ayakkabılar tozluydu. dirildiğinde ayağında bir çift yeni mor ayakkabı vardı.

o gün, bir garson evindeki bütün mor eşyaları çöpe attı, geriye sadece kadının yeni mor ayakkabıları kaldı.


ben bugüne bugün rüyasında komodo ejderi gören bir insanım, komodo ejderi tarafından ayak bileklerinden tutulan bir insanım. o derece tehlikeliyim. komodo ejderi ki yeryüzünde avcısı olmayan tek canlı.

işte böyle de offroad rüyalar görebilen bir insanım.

ne diyorduk? hah, koşuşturmaca.

niye?  bu kritik soruya cevap vermek çok zor. insanların çoğu ihtiyaçtan koşuştururken, ben kendi merakımı kandırmak için koşuşturuyorum.


Posted at 09:27 pm by AnneBonny
bu da benden.  

Tuesday, July 26, 2011
Lift Me Up

sözcükler basit olmalı. hemen algılamanı sağlayabilmeli. boğmamalı seni.

stuck. aradığım kelime tam olarak bu. sıkışıp kalmış.
dört duvar arasına sıkışıp kalmak değil bu, hayatların arasına sıkışıp kalmak.
cam küreye hapsolmak değil, havadar bir yere hapsolmak.
seni serbest bırakıyor herkes, ama sen gidiyor, kendini bir yerlere bağlıyorsun, zincirliyorsun, hatta evvelden ağzına kokulu bir çorap bile tıkıştırıyorsun.
hiç mi oturduğun yerden birden bire, kendin bile farkına varmadan derin bir iç geçirmedin?
hah, tam o an, o iç geçirdiğin an, hapsolduğunun farkına vardığın ama itiraf edemediğin bir andır. çünkü eğer varsa yakınında yamacında birileri, "ne oldu" diye sorar ve sen "hiç" demekle yetinirsin.
sen bilirsin. yetin.
ben yetinemiyorum.
kendimi hapsettiğim yerde akşamları sahil kenarında yürüyüşe çıkıyorum, haftasonları bisiklet sürüyorum, susayım diye bağırmam için konserler oluyor onlara gidiyorum. arada bir güzel yerlere yemeğe gidiyorum sevdiceğimle. sonra başkalarının sıkışıp kaldıkları hayata kısa süreli yolculuklar yapıyorum, başkalarının da benden, bizden çok da farklı olmadığını görünce kesiyorum sersimi.
bazen müzekartımı sömürmek için tarihi-turistik yerlere gidiyorum.
ve ilginçtir, susuyorum bir müddet daha.
tam bağırmama yakın, bir konser daha koyuyorlar, hop ona da gidip bir tur daha bağırıyorum, sonra yine susuyorum.
insanın kendisine bile itiraf edemeyeceği bir şeyin farkında olması çok, çok kötü.
örneğin büyümüş olmam, seneye 23 yaşına basacak olmam, tepemde abuk subuk bir şekilde duran bir beyaz saç telimin olması.
görmezden gelmeye çalıştığım ama başaramadığım şeylerden bir kaçı.

Bukowski'nin dediği gibi,

"ey (boktan, berbat olan her şeyi) bütün bunları başımıza musallat eden Tanrı'm, uçurtmadan sarayına, zamankartı meleklerinin huzuruna çıktığımızda bir kez olsun KENDİN, bizim ve SANA bütün yapacaklarımız için
MERHAMET
MERHAMET
MERHAMET
diye bağıran sesini duymak istiyorum."

Ezgişimin gelmesine çok az kaldı, sıkışıp kalmış insanlar olarak sıkışıp kaldığımız hayatlarımızda yaşadıklarımızı birbirimizle paylaşmaya az kaldı.

Posted at 10:08 am by AnneBonny
bu da benden.  

Sunday, June 19, 2011
It's the Muppet Show!

'70lerin kalbine dönüyoruz, The Muppet Show!


Muppet Show

It's time to play the music
It's time to light the lights
t's time to meet the Muppets on the Muppet Show tonight.

It's time to put on makeup
It's time to dress up right
It's time to raise the curtain on the Muppet Show tonight.

Why do we always come here
I guess we'll never know
It's like a kind of torture
To have to watch the show

And now let's get things started
Why don't you get things started
It's time to get things started
On the most sensational inspirational celebrational Muppetational
This is what we call the Muppet Show!

İyi eğlenceler o zaman.

Posted at 11:25 am by AnneBonny
bu da benden.  

Thursday, June 16, 2011
Viva La Vida!

Gri bir martıydı, düşmüştü yola, belli ki yavru daha. Kedi etrafında fır dönüyor, zayıf düşmesini bekliyor yavru martının.Ben martıya yaklaştıkça bana, o benim yemeğim dercesine miyavlayarak aramıza girmeye çalışıyor. Bir süre martı ürküyor, yaklaşmama izin vermiyor, fakat sonra anlıyor ona zarar vermek gibi  bir amacım olmadığını, ama yine de ürkekliğini atamıyor üzerinden, yavru o. Yakalıyoruz bir şekilde, bir çatıya kaldırıyoruz onu, annesinin gelmesini beklesin diye.


çok yeni günler bunlar. her gün yepisyeni. hiçbir gün bir diğerine benzemiyor, çünkü dün güneşliyse bugün yağmurlu.

güzel, yeni insanlarla tanıştık iyi oldu.

for honors.

o zaman haydi hepberaber!

Coldplay-Viva La Vida



Posted at 02:31 pm by AnneBonny
bu da benden.  

Friday, June 10, 2011
Herkes büyüsün, büyütsün.

Korkmayın, ısırmaz.

O kadar büyümedi zaten daha.

El kadar bile değil benim balığım.

Ama hep beraber büyütürsek, belki onları tükenmekten kurtarabiliriz.

Aşağıdaki link herkese yeter.

http://bit.ly/iiCx9G

Posted at 09:11 pm by AnneBonny
bu da benden.  

Tuesday, May 31, 2011
Aldanma, yorulma.

2005 gençliği değil miyiz biz? 16 kritik bir yaş. 18 diyorlar ama, değil. Bir de 20 kritik bir yaş. 16 yaş itibariyle gözünü artık açıyorsun, gönlünü de. 17-18 yaşlarında ufak bir bunalım dönemi atlatıyorsun. İşte o dönemlerde Gripin atıyorsun bir tane, Elalem'i baştan çıkarıyorsun, yalnızlığın tadını çıkarıyorsun. 20 yaşına geldiğinde de dçnüm 16-18 yaşlarının analizini yapıyor, ve halinin aşağıdaki sözler gibi olduğuu görüyorsun.

I used to be somebody but now I am somebody else

I used to be somebody but now I am somebody else
Who I'll be tomorrow is anybody's guess

What was thought to be the right way turned out the wrong way after all
What was thought to be the right way turned out the wrong way after all
what I took to be the high road was only leading to a fall

I used to be a preacher, with women, fame, and wealth
I used to be a preacher, with women, fame, and wealth
From a madered congregation, to talking to myself

I was cleared of all the charges with money, women and my pills
I was cleared of all the charges with money, women and my pills
Now that I'm a brand-new man, you belong with someone else

I used to be somebody but now I am somebody else
I used to be somebody but now I am somebody else
Who I'll be tomorrow is anybody's guess
Anybody's guess!!

Jeff Bridge-Someone Else

Gariptir ama yine de içten içe o yaşlara arada bir uğramak hoşuna gidiyor, itiraf et.

Posted at 04:26 pm by AnneBonny
bu da benden.  

Monday, May 16, 2011
Olmayan Ülke

Bir an, tek bir fısıltı, tek bir nota yeter bazen dünyaya gören bir gözle bakmay, anlamaya..

Jesse Jane efsanesi işte böyle bir şey.. Sanır ki dünya onsuz hareket etmez, o ki aslında gözlerinin ardında başka bir dünya taşır, amacı aldığı canların ardında yeni bir can katmaktır dünyaya, görebilen kendisi gibi, görür ki kendisi rengarenk bir kelebek, amacıdır yaşamak sahip olduğu tek insan için..Ya o da kaybolursa..ancak arar durur kendi Olmayan Ülke'sini Peter Pan gibi..görünürken herkese sıradan bir insan gibi, ancak rengarenktir kanatları, bir kelebek gibi..

I'm in jail in a Texas town
In my sister's wedding gown
I drive a truck all night long
Listening to Judy Garland songs

Now I'm locked behind bars of steel
I was just looking for a happy meal
I park my rig and I went inside
They've never seen such a pretty bride

Jesse Jane, are you insane
Or are you just a normal guy
Who dresses like a butterfly?
Jesse Jane

I paid my bill and I turned around
Facing every red neck in that one horse town
His face was red, his fist was clenched
He threw his coke and he got me drenched

Jesse Jane, are you insane
Or are you just an average Joe
Looking for a fashion show?
Jesse Jane

Well, I guess that was the final straw
I pulled a pistol from my Wonderbra
I killed him dead, I killed 'em all
And they finally caught me in the bathroom stall

And now I'm doing ten to life
But I'll tell you one thing, Bubba
Someday I'm gonna make someone in here
A hell of a wife

Jesse Jane, are you insane
Or are you just an average guy
Who dresses like a butterfly?
Jesse Jane

Jesse Jane, are you insane
Or are you just a Peter Pan
Looking for his Neverland?
Jesse Jane

Alice Cooper - The Saga of Jesse Jane

Posted at 09:17 am by AnneBonny
bu da benden.  

Next Page